Artvin’in Borçka ilçesine bağlı Cankurtaran’da doğasını ve yaşam alanlarını savunduğu için katledilen Reşit Kibar’a ilişkin davada adalet bir kez daha ertelendi. Artvin Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 4. duruşması, kamuoyunun beklentilerini karşılamaktan uzak kararlarla 13 Mayıs’a bırakıldı.
Duruşmada mahkemeye sunulan HTS kayıtları, olayın münferit olmadığını ve organize bir yapıya işaret eden ciddi bağlantıları ortaya koydu. Saldırı anında bölgede bulunan iş makineleri operatörleri Recep ve Süleyman Bamya’nın, ifade vermeye gitmeden hemen önce silah sahibi ve azmettirici olduğu belirtilen Fikret Merttürk ile görüşmesi dikkat çekti. Buna rağmen bu temasların içeriğine dair herhangi bir adım atılmaması, yargı sürecine dair soru işaretlerini artırdı.
Daha da çarpıcı olan ise Fikret Merttürk’ün saldırıdan hemen sonra Orman İşletme Şefi ve Orman İşletme Müdürü ile yaptığı telefon görüşmeleri oldu. Kamu görevlileriyle kurulan bu temaslara rağmen, olası ihmallere ilişkin suç duyurusu talebi mahkeme tarafından reddedildi. Avukatların, olayın arka planındaki azmettirici yapıların açığa çıkarılmasına yönelik taleplerinin karşılık bulmaması, “rant ilişkileri mi korunuyor?” sorusunu gündeme getirdi.
Davaya katılan çok sayıda siyasi parti temsilcisi, çevre örgütleri ve yurttaşlar, Reşit Kibar’ın yalnızca bir cinayetin değil, doğa savunusuna yönelik sistematik baskının kurbanı olduğunu vurguladı. Buna karşın mahkemenin tutuklama taleplerini reddetmesi ve yalnızca adli kontrolle yetinmesi, kamuoyunda adaletin geciktirildiği yönündeki eleştirileri güçlendirdi.
Avukat Haktan Özkan’ın da ifade ettiği gibi, dosyada hâlâ yargılanmayan failler ve sorgulanmayan kamu sorumlulukları bulunuyor. Delillerin bu denli açık olmasına rağmen davanın sürüncemede bırakılması, Reşit Kibar özelinde değil, çevre mücadelesi veren herkes için ciddi bir adalet sınavı anlamına geliyor.
Bu dava artık sadece bir cinayet davası değil; rant uğruna doğayı savunanların yaşam hakkının nasıl korunacağına dair bir turnusol kağıdı. Adaletin bir kez daha ertelenmesi ise toplumun vicdanında derin bir yarık açıyor.
