DOĞAN AKHANLI
1957 yılında Artvin’in Şavşat ilçesinde doğdu.
Henüz 12 yaşındayken İstanbul’a taşındı. Daha sonra Karadeniz Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim gördü.
Gençlik yıllarında sol düşüncelerle tanıştı. Toplumsal eşitsizliklere, baskılara ve adaletsizliğe karşı politik mücadeleye katıldı.
1970’li yılların siyasal çatışmaları içerisinde devrimci düşünceleri benimsedi.
Henüz 18 yaşındayken sol görüşlü bir gazete satın aldığı gerekçesiyle gözaltına alınması, hayatında karşılaşacağı baskıların ilk örneklerinden biriydi.
12 Eylül 1980 askeri darbesi, Türkiye’deki devrimci hareketin üzerine bir karanlık gibi çöktü.
Binlerce insan gözaltına alındı, işkencelerden geçirildi, cezaevlerine dolduruldu.
Doğan Akhanlı da cuntanın hedefindeki solcu gençlerden biriydi.
Mayıs 1985 ile Eylül 1987 arasında Metris Askeri Cezaevinde siyasi tutuklu olarak kaldı. Ağır işkencelere maruz bırakıldı.
Cezaevinden çıktıktan sonra da üzerindeki siyasal baskılar sona ermedi.
Geçimini sağlamak için garsonluk, balıkçılık ve çeşitli işlerde çalıştı.
1991 yılında Türkiye’den ayrılarak Almanya’ya siyasi sığınma başvurusunda bulundu.
1998 yılında Türkiye vatandaşlığından çıkarıldı.
Artık yaşamını Köln’de sürdürecekti.
Fakat sürgün, onun için mücadeleden vazgeçmek anlamına gelmedi.
Memleketinden uzaktaydı ama memleketinin acılarına, halkların yaşadığı zulme ve geçmişin hesabı sorulmamış karanlığına sırtını dönmedi.
Doğan Akhanlı’nın politik duruşunun merkezinde insan hakları, antifaşizm, ırkçılık karşıtlığı ve tarihsel adalet vardı.
Türklerin, Kürtlerin, Ermenilerin, Rumların ve farklı halkların birbirine düşman edilmesine karşı ortak bir hafıza ve yüzleşme kültürünü savundu.
Almanya’da ırkçılık karşıtı kuruluşlarda görev aldı. Tarihsel hafıza, soykırımlar ve kültürlerarası diyalog üzerine projeler geliştirdi.
Onun mücadelesinde önemli bir düşünce vardı:
Geçmişin acılarıyla yüzleşmeden, halklar arasında gerçek bir barış ve kardeşlik kurulamazdı.
2010 yılında hasta babasını görebilmek için yaklaşık 19 yıl sonra Türkiye’ye döndü.
Ancak 10 Ağustos 2010 tarihinde İstanbul’da gözaltına alınarak tutuklandı.
113 gün cezaevinde kaldı.
Bu süre içerisinde babası hayatını kaybetti.
Bir evladın hasta babasını son kez görme umudu, yeniden cezaevi duvarları arasında yarım kaldı.
2011 yılında delil yetersizliği nedeniyle beraat etti. Ancak bu karar daha sonra Yargıtay tarafından bozuldu ve hukuki süreç devam etti.
2017 yılında İspanya’nın Granada kentinde Türkiye’nin talebiyle çıkarılan Interpol yakalama kararı nedeniyle yeniden gözaltına alındı. Uluslararası tepkilerin ardından serbest bırakıldı.
Doğan Akhanlı, sürgün yıllarında edebiyatı yalnızca bir sanat alanı olarak görmedi.
Onun için edebiyat, susturulmak istenen insanların sesini duyurmanın, unutturulan acıları hatırlatmanın ve tarihsel gerçeklerle yüzleşmenin yollarından biriydi.
Denizi Beklerken, Gelincik Tarlası, Kıyamet Günü Yargıçları, Madonna’nın Son Hayali ve Babasız Günler gibi eserler kaleme aldı.
2013 yılında insan hakları alanındaki çalışmaları nedeniyle Pfarrer-Georg-Fritze Ödülü’ne, 2019 yılında ise Goethe Madalyası’na layık görüldü.
Doğan Akhanlı, 31 Ekim 2021 tarihinde Berlin’de, 64 yaşında akciğer kanseri nedeniyle hayatını kaybetti.
Ardında kitaplar, insan hakları mücadelesi, tarihsel yüzleşme çağrıları ve sürgünde geçen bir ömür bıraktı.
Onun hikâyesi yalnızca bir yazarın yaşam öyküsü değildir.
12 Eylül zindanlarından geçenlerin, işkenceye direnenlerin, memleketinden koparılanların ve başka ülkelerde yaşam kurmak zorunda kalan politik sürgünlerin de hikayesidir.
Bugün aramızdan ayrılışının beşinci yılında, onu yalnızca çektiği acılarla değil, o acılara rağmen savunduğu barışla, özgürlükle ve sonsuz minnet ve saygıyla..
KARADENİZ GENÇLİĞİ
