Kuzey Teve

betnis giriş
betnis
yakabet giriş

Artvin de çevreciler “ülkemizin toprakları vicdansız kişilerin ve bunların oluşturduğu bir hukuk düzeninin insafına terkedilmiş durumdadır”

Artvin de çevreciler “ülkemizin toprakları vicdansız kişilerin ve bunların oluşturduğu bir hukuk düzeninin insafına terkedilmiş durumdadır”
118 views
05 Haziran 2024 - 16:39
Spread the love

ATAKAN ASLIBAY
(ARTVİN) Artvin Cerattepe’de çevreciler Dünya Çevre günü dolayısıyla ve AYM’nin Cerrattepe için verilen ‘Çevresel Etki Değerlendirme’ (ÇED) olumlu raporu iptal ederek Anayasanın 20’nci maddesi uyarınca hak ihlali kararı vermesi ile ilgili Cerattepe nöbet yerinden başlayan yürüyüş ile Cerattepe Maden sahası girişinde basın açıklaması okundu.
Açıklamayı Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe Karahan Okudu
“5 Haziran Dünya Çevre Gününe ilişkin basın açıklamasını bu yıl çevre sorunlarının ve çevre mücadelesinin simgesi bir alanda yani Cerattepe ‘de yapıyoruz. Ülkemizdeki madencilik anlayışının doğanın fütursuzca yağmalanması ve zenginliklerimizin talanı olarak algılandığı, yasaların buna göre biçimlendirildiği, ülkenin yabancı maden tekellerinin yağma alanına dönüştürüldüğü bir sömürge madencilik anlayışı ile sürdürüldüğü bir dönemden geçiyoruz. Madencilik faaliyetinin çevresel etkilerini felaketler boyutunda yaşarken, doğanın, flora ve fauna kayıplarının yansıra kitlesel can kayıplarının da yaşandığını görüyoruz. Erzincan İliç’teki maden faciası yıllar öncesinden beklenmekte ve ilgililer uyarılmakta iken arkasına yerli işbirlikçilerini almış yapancı maden tekelleri gözlerini kar hırsı bürümüş, insani değerlerini kaybetmiş bir halde çalışmalarını sürdürmekten geri kalmamıştır. Bu gün Erzincan’da felaketler serisi devam etmekte, yeni pasa yığını kaymaları olmakta, devamı da gelmektedir. Bunun yol açacağı çevresel etkilerin boyutu hesaplanamamaktadır. Gelecek kuşaklara yüzlerce yıl sürecek bir sorun bırakılmış durumdadır. Bundan daha acı olan bu konuda TBMM’nde kurulan Araştırma Komisyonu çalışmaları sırasında konu ile doğrudan ilgili Bakanlıkların hiçbirisinin sorumluluğu kabul etmemekle birlikte, denetim konusunda bir boşluk olduğunu itiraf etmek zorunda kalmış olmalarıdır. Ülkemizin toprakları, varlıkları, zenginlikleri yetersiz, sorumsuz, vicdansız kişilerin ve bunların oluşturduğu bir hukuk düzeninin insafına terkedilmiş durumdadır.
İliç faciasının sorumlusu emperyal şirket ülkemizin birçok yerinde olduğu gibi Artvin Hod’da da altın madenciliği yapmak için kollarını sıvamış, faaliyetlere başlamış durumdadır. Hod daha bu günden daha rezerv çıkarılmadan tarumar edilmiş, yaşam alanları yok edilmiş, doğası katledilmiş, yüzlerce yıldır bu topraklarda yaşayan insanlar topraklarından sürülmüş, üç kuruş kamulaştırma bedelleri ile devletin zoralımının ne anlama geldiğini görmüşlerdir. Maalesef sorunlar bundan da ibaret olmayıp Artvin’de 525 maden ruhsatı olduğu, bunların toplam il yüzölçümünün %71’ine karşılık geldiği TEMA’nın çalışması ile öğrenilmiştir. Bu durum sadece Artvin’e özgü olmayıp Ülkemizin tamamı parsellenmiştir. 5 Haziran Dünya Çevre Gününde ülkenin durumu genel olarak bu şekildedir.


Halen Artvin için en büyük çevresel sorun ise Artvin Merkez Cerattepe Bölgesinde başlatılan ve yıllardır kamuoyunda tartışılan madencilik faaliyetidir. Bu faaliyetin çevresel etkilerinin çok ağır olacağı bilindiğinden yaklaşık 30 yıldır bu felakete karşı mücadele etmekteyiz. Bu mücadelemiz, gerek sivil toplumun örgütlenmesi, gerek hukuksal girişimleri ve gerekse bilimsel çalışmaları ile ülke kamuoyuna mal olmuş, çevre mücadelelerine örnek olmuştur.
Bilindiği üzere halen sürdürülmekte olan faaliyet 02.06.2015 tarihli ÇED Olumlu kararına dayanılarak sürdürülmektedir. Bir kez daha süreci hatırlatmak gerekirse; maden şirketinin 2013 yılında alınan ÇED Olumlu kararı aleyhine Rize İdare Mahkemesinin 2013/484 Esas sayılı dosyasında dava açılmış, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda “Burada temel bir tercih yapılmalıdır. Ya Artvin İli yerleşim alanının bir kısmından ve nitelikli korumaya ayrılmış alanlardan vazgeçilecek ve 4406,25 hektar alanda madencilik yapılmalı veya bu alan içinde her hangi bir şekilde madencilik yapılmasına izin verilmemelidir.” tespiti yapılmıştır. Yapılan yargılama sonunda mahkeme kararının gerekçesinde ise “Bu bağlamda, bilirkişi raporunda da bilimsel gerekçeleriyle birlikte açıkça ortaya konulduğu üzere planlanan bu maden faaliyetinin hayata geçirilmesinin, Artvin ilinin yöre sakinleri açısından yaşam alanı olmaktan çıkacağı, bu bölgede aynı anda dava konusu proje ile bu projenin etkisi altında bulanan yaşam alanları ve koruma altındaki alanların bir arada olamayacağı kanaatine varılmıştır.” denilerek davamızın kabulüne, ÇED Olumlu kararının iptaline karar verilmiş, bu karar Danıştay 14. Dairesi tarafından da onanarak kesinleşmiştir.
Rize İdare Mahkemesinin 2013/484 Esas sayılı dosyasında iptal kararı verilmesinden sonra maden şirketi bu kararın temyiz sürecini beklemeksizin Orman Bakanlığının 2009/7 Genelgesi kapsamında kararda belirtilen eksikliklerin giderildiği ileri sürülen yeni bir ÇED Raporu hazırlamış, bunu bakanlığa sunmuş ve yeniden ÇED Olumlu kararı almıştır. Bu karara karşı da Rize İdare Mahkemesinin 2015/470 Esas sayılı dosyasında ikinci kez dava açılmıştır. Bu dava gerek mahkemeye müdahale ve gerekse bilirkişi heyetinin seçimi konularında büyük hukuk ihlalleri taşıyan bir yargılama olmuş ve sonuçta beklendiği üzere davamızın reddine karar verilerek, Cerattepe maden talanına açılmıştır. Bu karar daha sonra Danıştay onamasından da geçirilerek kesinleşmiştir.
2009/7 Genelgesi kapsamında alınan ikinci ÇED Olumlu Kararı ile ilgili davanın kesinleşmesi üzerine iç hukukta başka yol kalmadığından 715 kişi ile Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yoluna gidilmiştir. Anayasa Mahkemesi 7 yıl süren bir yargılama sürecinden sonra 01.11.2023 tarihli kararı ile özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine, özel hayata saygı hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapmak üzere kararın bir örneğinin Rize İdare Mahkemesinin 2015/470 Esas ve 2016/485 Karar sayılı dosyasına gönderilmesine karar vermiştir.


Anayasa Mahkemesinin bu tarihi kararının gerekçesinde ‘Öte yandan 24.12.2014 tarihli iptal kararındaki maden faaliyetinin Artvin’i yaşam alanı olmaktan çıkaracağına ilişkin temel gerekçenin söz konusu iptal kararı sonrasında 2009/7 sayılı Genelge’nin uygulama alanı bulmasını engellediği, ÇED sürecinin bu genelge kapsamında ikmal edilerek değil baştan başlatılması gerektiği değerlendirilmelidir. Nitekim 24.12.2014 tarihli iptal kararındaki bu temel gerekçe, ÇED raporunun diğer bölümlerini de olumsuz yönde etkileyebilecek niteliktedir.’ değerlendirmesi ile birlikte Artvin Valiliğinden de söz edilerek ‘Bu dönem için vurgulanması gereken önemli husus, Artvin Valiliği Mahalli Çevre Kurulunun Resmî Gazete ’de de yayınlanmış olan 10.11.1995 tarihli kararıdır. Bahse konu kararda bölgede yürütülecek madencilik faaliyetinin heyelan, sel gibi durumlara neden olabileceğinden, bölgede yürütülen turizm faaliyetlerini olumsuz yönde etkileyeceğinden, bölgedeki mevcut kaynak sularını ve yüzeysel suları kirleteceğinden ve bölge üzerinde yüksek risk oluşturacağından bahsedilmiştir. Dolayısıyla belirtmek gerekir ki yıllara sari şekilde devam eden bahse konu madencilik faaliyetinin erken döneminde, ana hatlarıyla bir çok çevresel olumsuzluğa bizatihi merkezi idarenin taşra teşkilatı olan Valilik tarafından işaret edilmiştir.’ denilerek zamanın il yönetiminin duyarlılığına vurgu yapılmış, bütün bu gerekçelerle özel hayata saygı ilkesinin ihlal edildiğine ve yargılamanın yenilenmesine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi kararları bütün yargısal organları bağlayıcı niteliktedir.
Anayasa Mahkemesi kararında maden şirketinin halen Cerattepe’de madencilik yapabilmesinin dayanağı olan 2009/7 kapsamında alınan ÇED Olumlu kararının iptali için açılan davanın reddine ilişkin kararın özel hayata saygı ilkesini ihlal ettiği ve bu ihlalin kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına karar verilmiş olup, ihlali kaldıracak nitelikteki kararın 2009/7 kapsamında bir ÇED süreci olamayacağı gerekçede belirtilmiştir. Rize İdare Mahkemesinin davamızın reddine ilişkin kararı 2009/7 Genelgesi kapsamında bir ÇED Olumlu kararı olduğundan Rize İdare Mahkemesinin, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararını uygulamasının tek yolu 2009/7 Genelgesi ile alınmış ÇED Olumlu kararının iptali şeklinde olacaktır. Anayasa Mahkemesinin tespit ettiği ihlali gidermenin başka bir yolu bulunmamaktadır.


Belirtilen sebeple halen Cerattepe Bölgesinde sürmekte olan madencilik faaliyeti 2009/7 Genelgesine dayanmakta olduğundan ve bununla ilgili Anayasa Mahkemesinin iptal kararı bulunduğundan yapılan madencilik faaliyeti dayanaksız kalmıştır. Karardan sonra yapılan her madencilik faaliyeti açıkça yasa dışı hale gelmiştir.
Bütün bu sebeplerle ekte sunulan Anayasa Mahkemesi kararı esas alınarak Rize İdare Mahkemesinin kararı beklenmeksizin Cerattepe bölgesinde sürdürülmekte olan madencilik faaliyeti derhal durdurulmalı, üretime yönelik bütün faaliyete son verilmelidir. Faaliyet alanından sorumlu bütün kamu idaresinden yasal dayanağını kaybetmiş olan madencilik faaliyetinin durdurulmasını, verilmiş olan bütün izinlerin kaldırılmasını, yeni izinler verilmemesini bekliyor ve talep ediyoruz.
Ülke genelinde yaşanan bütün çevre felaketleri dayanılmaz boyutlarda devam etmekle birlikte 2024 yılı 5 Haziran Dünya Çevre Gününde Cerattepe ’ye özgürlük getirecek Anayasa Mahkemesi kararının uygulanacağı talep ediyoruz. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi kararını 7 yıldır esir olan Cerattepe ’de bir kez daha duyuruyor, kararı Cerattepe ormanlarına, doğasına, bu ormanlarda yaşam bulan bütün canlılara armağan ediyoruz.

PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -