Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Karadere Vadisi’nde Maden Alarmı: “Yasal İzinler Yok, Sahaya Hücum Ettiler!”

Karadere Vadisi’nde Maden Alarmı: “Yasal İzinler Yok, Sahaya Hücum Ettiler!”

Karadere Vadisi’nde Maden Alarmı: “Yasal İzinler Yok, Sahaya Hücum Ettiler!”

Trabzon’un Araklı ilçesi için hayati önem taşıyan Karadere Vadisi, yasa dışı maden arama ve derin sondaj çalışmalarıyla karşı karşıya kaldı. Karadere Vadisi Yaylaları ve Yaban Hayatı Koruma Derneği Başkanı Şener Şengün, bölgede yürütülen faaliyetlerin hiçbir yasal dayanağı olmadığını belirterek yetkilileri acil göreve çağırdı.

Trabzon’un Araklı ilçesi için hayati önem taşıyan Karadere Vadisi, yasa dışı maden arama ve derin sondaj çalışmalarıyla karşı karşıya kaldı. Karadere Vadisi Yaylaları ve Yaban Hayatı Koruma Derneği Başkanı Şener Şengün, bölgede yürütülen faaliyetlerin hiçbir yasal dayanağı olmadığını belirterek yetkilileri acil göreve çağırdı.Karadere Vadisi'nde Maden Alarmı:

Gümüşhane Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ile yaptıkları resmi yazışmalarda Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinin henüz tamamlanmadığının açıkça itiraf edildiğini vurgulayan Şengün; ÇED raporu, Mera Komisyonu kararı ve Orman Bölge Müdürlüğü izni gibi zorunlu belgeler alınmadan bölgede 300-400 metrelik derin karotlu sondajlara başlandığını iddia etti. Faaliyetlerin Araklı’nın içme suyu kaynaklarını zehirleme ve kurutma riski taşıdığına dikkat çeken Dernek Başkanı, kontrolsüz taş ocaklarıyla birlikte vadinin tamamen yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyledi.,

 

 

 

Karadere Vadisi’nin Tepesinde Neler Oluyor?

Bölgede yürütülen faaliyetlerin hiçbir yasal dayanağı olmadığını belirten Şener Şengün, Gümüşhane Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ile yaptıkları yazışmalarda ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) sürecinin henüz tamamlanmadığının açıkça itiraf edildiğini söyledi.

 

Durumun vahametini aktaran Şengün, şu ifadeleri kullandı: “Gezge, Salmankaş ve Örenler… Bunlar idari olarak Gümüşhane’ye bağlı üç köy ve mahalle olsa da konumları gereği tamamen Karadere Vadisi’ni etkileyecek bir noktada, yani vadimizin hemen üstünde yer alıyor. Şu anda bu bölgede sondaj çalışmaları başladı. Örenler’in tepesindeki çalışmalar bittiğinde sırasıyla Salmankaş ve Gezge’ye geçecekler.”

Karadere Vadisi'nde Maden Alarmı:

4. Grup Metalik Maden Tehlikesi

Yürütülen çalışmanın basit bir yüzey araştırması ya da kırıntı araması olmadığını, 300 ila 400 metre derinliğe inen karotlu sondajlar içerdiğini iddia eden Şengün, açıklamalarına şöyle devam etti:

 

“Söz konusu çalışma 4. grup metalik madenleri, yani nadir toprak elementlerini kapsıyor. Aslında bunlar bir damar boyu kesintisiz devam eden madenler değil; toprağı kimyasallarla zehirleyip içindeki çok cüzi miktardaki (yaklaşık 1,5 tonda sadece 1 gram) elementi çekip alma işlemidir. Buna gerçek anlamda madencilik bile denemez. Örenler’de başlayan bu derin sondajlar, doğada geri dönüşü olmayan tahribatlar yaratıyor.”

“İçme Sularımızı Zehirleyecek, Etkilememesi İmkânsız”

Sondaj alanının Bayburt sınırındaki tünelden aşağıya doğru uzanan devasa bir havza olduğunu ve bu bölgenin Araklı’nın içme suyu sarnıçlarının en üst noktasını oluşturduğunu hatırlatan Şengün, şunları kaydetti:

 

“Burası bizim içme sularımızın ana kaynağıdır. Dolayısıyla bu faaliyetlerin hem Karadere Vadisi’ni etkilemesi hem de belediyenin yüksek kesimlerden getirdiği içme sularını zehirlemesi kaçınılmazdır. Üstelik her geçen yıl artan bir kuraklık tehlikesiyle karşı karşıyayız. Yapılan patlatmalar sularımızın kurumasına, yön değiştirmesine ve kirlenmesine yol açacak. Geçtiğimiz günlerde Belediye Başkanımız da halkla buluşma programında kuraklığa ve su kaynaklarının korunmasının önemine değinmişti. Kendisinden bu konuda daha duyarlı olmasını ve bölgeye sahip çıkmasını bekliyoruz.

Bizler maden alanına giderek bu çalışmaların hangi izinlere dayandığını araştırdık. Gümüşhane Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nden gelen resmi yanıtta, ‘Şu anda ÇED olumlu/olumsuz raporu incelemesi devam etmektedir’ denildi. Yani henüz verilmiş bir onay yok.”

Evrak Yok, İzin Yok: “Sahaya Hücum Etmişler!”

ÇED raporu ve gerekli izinler alınmadan çalışmalara başlandığını vurgulayan Şengün, tepkisini şu sözlerle dile getirdi:

 

“Ortada derin bir sondaj faaliyeti var ancak ne Mera Komisyonu raporu ne Orman Bölge Müdürlüğü izni ne de valilikten alınan bir belge mevcut. Maden İşleri Genel Müdürlüğü’nden (MAPEG) aldıkları ihale dosyasını sadece valiliğe sunmuşlar. Gerekli yasal izinlerin çıkmasını beklemeden adeta sahaya hücum edip sondajlara başlamışlar. Bu durum tamamen hukuksuz ve yasalara aykırıdır. Yetkililerin bu çalışmayı derhal durdurması gerekir.

Bu kadar derin sondajların yapılacağı bir yerde ÇED raporu alınması zorunludur. Ancak ellerinde hiçbir resmi evrak yokken bölgede rahatça çalışabiliyorlar. Ne yazık ki köy muhtarı da bu duruma karşı sessizliğini koruyor. Biz durumu yerinde tespit ettik ve yetkilileri bir an önce göreve davet ediyoruz ve burada yapılan çalışmanın durdurulmasını talep ediyoruz.”

Erikli Maden Bölgesi ve Toplumsal Duyarsızlık

Karadere Vadisi'nde Maden Alarmı:

Erikli Maden Bölgesi’ndeki mevcut duruma da değinen Şengün, halkın çevreye karşı daha duyarlı olması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

 

“Erikli’deki faaliyetler durdurulmuş olsa da ruhsat hâlâ Sayer Enerji’nin üzerinde ve askıda bekliyor. Eski bakanımız Adil Karaismailoğlu’nun bu ruhsatın ilerleyen süreçte iptal edileceğine dair basına açıklamaları olmuştu, bunu sabırsızlıkla bekliyoruz. Ancak vatandaşlarımızın da bu süreçte kendi toprağına ve suyuna sahip çıkması gerekiyor. Yaylaya çıkıyoruz; insanlar sondaj vurulan yerin hemen altındaki derenin kenarında mangal yakıp piknik yapıyor. Yarın o suyu içemeyecek, orada oturamayacak duruma geleceğiz. Toplum olarak daha bilinçli ve korumacı olmak zorundayız.”

İkinci Büyük Tehdit: Gelişigüzel Taş Ocakları

Maden faaliyetlerinin yanı sıra kontrolsüz taş ocaklarının da ilçede ciddi bir doğa tahribatına yol açtığını belirten Şengün, sözlerini şu şekilde tamamladı:

 

“Taş ocakları, madenlerden sonra Araklı’nın en büyük ikinci problemidir. Mevcut olandan ziyade, ihalesi yapılmış ve ruhsatı verilmiş yeni ocaklar da yakında faaliyete başlayacak. Elbette betona ve yapı malzemesine ihtiyacımız var ancak bu işler bu kadar gelişigüzel yapılmamalı. Ticari çıkar sağlayan ya da kolayına gelen her işletme, malzeme bulduğu ilk yerde MAPEG’e başvurup ruhsat almamalıdır.

MAPEG’in; yerleşim yerlerine ve çevreye en az zarar verecek, lojistiği uygun ortak bir rezerv alanı (Gümüşhane, Bayburt veya Trabzon’un uygun bir noktasında) belirlemesi gerekir. Taş ocaklarını bu şekilde her tarafa yayarsak Araklı’da doğa diye bir şey kalmayacak. Zaten ne derelerimiz ne de ormanlarımız kaldı. Madenlerin üzerine bir de bu taş ocakları eklenirse suyumuz, toprağımız tamamen zehirlenecek. Bu gidişle bizlere ya buradan ‘gidin’ diyorlar ya da bu topraklar artık yaşanmaz bir yer haline geleceği için biz çekip gitmek zorunda kalacağız.”

 

Kaynak: Ahmet Sungur