Tedbir neden kaldırıldı? Fon soruşturmasında Erdoğan bağlantılı şirkete yeniden serbestlik
HABER:GENÇAĞA KARAFAZLI
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü fon soruşturmasında 45 şirket ve 19 fon hakkındaki malvarlığı ve para hareketlerine ilişkin tedbirler kaldırıldı. Listede Pasifik Gayrimenkul Yatırım İnşaat da bulunuyor. Şirketin yönetim kurulu başkanı Fatih Erdoğan. Şirketin bağlı olduğu Pasifik Holding’in yönetim kurulunda ise Rize Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Erdoğan yer alıyor. Asıl soru ise hâlâ yanıtsız: Tedbirler neden kaldırıldı?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü sermaye piyasası soruşturmasında dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Daha önce malvarlığı ve para hareketleri üzerinde tedbir uygulanması talep edilen çok sayıda şirket ve fon için karar değiştirildi.
Başsavcılık, tedbirlerin Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) yeni değerlendirme ve bildirimleri doğrultusunda kaldırıldığını açıkladı. Ancak açıklamada, bu yeni değerlendirmenin içeriğine ve şirketler açısından hangi somut gerekçelere dayandığına ilişkin ayrıntı verilmedi.
Bu nedenle soruşturmanın kamuoyu açısından en önemli başlıklarından biri ortaya çıkıyor:
SPK neyi yeniden değerlendirdi ve hangi yeni bilgi ya da bulgu tedbirlerin kaldırılmasına yol açtı?
Listede Pasifik de var
Tedbiri kaldırılan şirketler arasında Pasifik Gayrimenkul Yatırım İnşaat A.Ş. de bulunuyor. Şirketin yönetim kurulu başkanı Fatih Erdoğan. Fatih Erdoğan aynı zamanda Pasifik Holding’in yönetim kurulu başkanı. AKP Ankara Milletvekili Asuman Erdoğan ise Fatih Erdoğan’ın eşi.
Burada dikkat çeken başka bir bağlantı daha var.
Rize Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Erdoğan, Pasifik Holding’in yönetim kurulu üyesi. Holdingin güncel şirket bilgilerinde Mehmet Erdoğan’ın yüzde 26,72 payla ortaklardan biri olduğu görülüyor. Pasifik Holding’in kendi yönetim kurulu bilgilerinde de Mehmet Erdoğan’ın Pasifik Gayrimenkul Yatırım İnşaat’ın yönetim kurulunda bulunduğu belirtiliyor.
Mehmet Erdoğan, 2009 yılından bu yana Rize Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini sürdürüyor ve 2026 yılında yeniden aday olduğunu açıkladı.
Dolayısıyla burada yalnızca bir şirketin tedbirinin kaldırılması değil, ticaret dünyası, büyük bir holding ve siyasi iktidarla bağlantılı bir aile üzerinden oluşan ilişkiler ağı da kamuoyunun dikkatine geliyor.
“Neden kaldırıldı?” sorusu ortada
Başsavcılığın açıklamasına göre kararın dayanağı SPK’nın yeni değerlendirmesi.
Fakat kamuoyuna şu soruların yanıtları henüz ayrıntılı biçimde sunulmuş değil:
- SPK ilk değerlendirmesinde ne tespit etmişti?
- Son değerlendirmede hangi yeni bilgi ortaya çıktı?
- Hangi şirket bakımından hangi gerekçeyle tedbirin artık gerekli olmadığı sonucuna varıldı?
- Tedbirlerin kaldırılması soruşturmanın hangi bulgularını değiştirdi?
- Şirketler hakkında şüphe tamamen ortadan mı kalktı, yoksa yalnızca malvarlığı tedbirine artık gerek olmadığı mı değerlendirildi?
- Şirketlere yönelik tedbirler kaldırılırken gerçek kişiler üzerindeki tedbirlerin neden sürdüğü nasıl açıklanıyor?
Bu soruların yanıtları verilmeden “şirketler aklandı” sonucuna varmak da, tedbirlerin kaldırılmasını doğrudan siyasi müdahale olarak nitelemek de erken olur.
Çünkü tedbirin kaldırılması soruşturmanın sona erdiği veya kişiler hakkında suçsuzluk yönünde kesin hüküm verildiği anlamına gelmiyor. Nitekim haber kaynaklarının aktardığı son durumda gerçek kişiler hakkındaki tedbirlerin sürdüğü bildiriliyor.
Aynı listede IC İçtaş da bulunuyor
Kararın yalnızca Pasifik’le sınırlı olmadığı da özellikle vurgulanmalı.
Tedbiri kaldırılan şirketler arasında IC İçtaş İnşaat da bulunuyor. Şirket, Akkuyu Nükleer Güç Santrali projesinin ana yüklenicileri arasında yer alıyor. Ayrıca Astor Enerji, Tatilbudur, Enuygun, Türkiye Sigorta, Türkiye Hayat ve Emeklilik, Yayla Agro ve Alfa Solar Enerji gibi çok sayıda şirket de listede.
Bu tablo, kararın yalnızca tek bir şirkete özgü olmadığını gösteriyor. Ancak tam da bu nedenle SPK’nın yeni değerlendirmesinin hangi kriterlerle yapıldığı ve şirketler arasında nasıl uygulandığı daha fazla önem kazanıyor.
Asıl mesele: Şeffaflık
Ortadaki temel sorun, tedbirlerin kaldırılmış olması değil; bu değişikliğin gerekçesinin kamuoyuna ne ölçüde açıklandığı.
Bir soruşturma kapsamında şirketlerin malvarlığına tedbir konuluyor. Ardından kısa süre içinde, yine soruşturma devam ederken, tedbirler kaldırılıyor.
Bu durumda kamuoyunun bilmek istediği şey son derece basit:
İlk kararın gerekçesi neydi, hangi yeni bilgi ortaya çıktı ve neden artık aynı tedbire ihtiyaç duyulmadı?
Özellikle kamuoyunda siyasi ve ekonomik bağlantıları tartışılan şirketlerin de bulunduğu bir dosyada, yalnızca “SPK yeni değerlendirme yaptı” açıklaması soru işaretlerini tamamen ortadan kaldırmaya yetmeyebilir.
Şeffaflık açısından beklenen, SPK değerlendirmesinin ve tedbirlerin kaldırılmasına esas somut gerekçelerin kamuoyunun anlayabileceği ölçüde açıklanmasıdır.
Çünkü soruşturmanın devam ettiği bir ortamda şirketler üzerindeki tedbirlerin kaldırılması bir hukuk işlemi olabilir; fakat bunun kamuoyundaki karşılığının güven sağlayabilmesi için “neden?” sorusunun da açıkça yanıtlanması gerekir.
