Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Özçelik “Sevgi Saymaz nasıl bir suç işlemiş olsun ki böylesine ağır bir ceza verilsin”

Gazeteci Sami özçelik ,Sevgi Saymaz’ın mektubunu kaleme aldı: Sevgi Saymaz’ın

Gazeteci Sami özçelik ,Sevgi Saymaz’ın mektubunu kaleme aldı:

Sevgi Saymaz’ın bu mektubunu okuduktan sonra kendime şu soruyu sordum. Sevgi Saymaz nasıl bir suç işlemiş olsun ki böylesine ağır bir ceza verilsin. Dosteveyski ünlü eseri “SUÇ VE CEZA”yı Sevgi’nin hikâyesi üzerinden mi yazdı diye düşünmedim değil. 50 bin kişinin katili olduğu söylenen Abdullah Öcalan’a bile hem de TBMM’de;
hem de en radikal sağcı bir isim bile “öcalan, Umut hakkından faydalansın dediği bir dönemde Sevgi Saymaz neden konu edilmiyor?
Adi suçluların bir kaç yol , bir kaç ay yattığı, bazılarının ise hiç yatmadığı ülkemde Sevgi Saymaz’ın neden cezası bitmiyor? Bununla ilgili mutlaka kamuoyunum bilgilendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Birçok sosyal platformda bu konu gündeme taşınıyor.

Ortada hücrede yazılmış bir mektup var. Bu mektubu görmemezlikten gelmek gazeteciliğe de ihanet! Bu soruyu ben de soruyor ve cevabını yetkililerden bekliyorum. Sevgi Saymaz ne zaman özgür kalacak? Neden sürekli yeni eklemeler yapılıyor?

Karadeniz Gençliği sayfasının paylaştığı Sevgi Saymaz’ın mektubunu ben de siz değerli sayfa dostlarımızla paylaşıyorum.

22.10.2026

Merhaba,
Bu mektubu sizlere Kandıra F 1’in A12-36 hücresinden yazıyorum. Biri Erzincan, diğeri Mersinli iki arkadaşımızla beraber kalıyorum. Sevcan ve Yeliz’le.

Bu aylarda nadir bulunur güzel güneşli bir güne uyandık. Her ne kadar metrelerce yükseltilmiş duvarları aşıp bize ulaşamasa da dikenli tellerdeki yansımasını görebiliyorum. Bedenimize değmese de aydınlığı içimizi ısıtmaya yetiyor.

Bugün Artvinli hemşehrilerimizle sohbetteyim. “Artvin” deyince yüz kaslarım gevşiyor ve kendimi tebessüm ederken yakalıyorum. Hücre arkadaşlarımsa “nereye yazıyorsun böyle” demeden edemiyorlar.

35 yıldır hapishanedeyim ve memleketimden uzağım, canım memleketimden.

Çocukluğumun geçtiği Şavşat’ın Arpalı’sından, ortaokul ve liseyi okuduğum Artvin merkezden…

Başı karlı dumanlı yaylalarından, insanın içini ferahlatan havasından, soğuk pınarlarından uzağım…

Orman gülleriyle bezeli Kafkasör’den, temkinsiz deli deli akan o coşkun Çoruh’tan uzağım…
Ne kadar başına çorap örülmeye çalışılsa da tüketilemeyen güzelliklere sahip memleketimden uzağım…

Güleç yüzlü insanlarına, yaralarından umut devşiren bilge halkına hasretim.

İşte bu hasretle, ben yaşayamasam da memleketimin içinde memleketimi yaşatırım kendi içimde. Çünkü hayat bunu zorunlu kılıyor. Daha iyiye ve daha güzele erişme arzusunun mücadeleyi zorunlu kıldığı gibi…

1992 yılından beri kesintisiz hapishanedeyim. Ülkemiz hapishaneler tarihinin bu kesitinde yaşananlara tanıklık ettim, çoğunun da içinde oldum. 2 defa ölüm orucu yaptım, taleplerimizin kabulüyle sonlandırdım.

Sayısını hatırlayamadığım kadar bedenimi açlığa yatırdım. 19 Aralık 2000’de adına ironic biçimde “Hayata Dönüş” denilen operasyonda can verenlerle Çanakkale’de omuz omuzaydım…

demem o ki, hapishanede bir ömür geçirdim.

Müebbet hükümlüsüyüm ve 30. yılda tahliye olmam gerekiyordu. Ancak tahliye edilmedim, infazım yakıldı. 6 yıl daha beni “ağırlayacaklardı”. Çünkü haklarımı korumaya çalıştığım, boyun eğmediğim için sayısız disiplin cezasına çarptırılmıştım.

36 yılın dolmasına 1 yıl kaldı. Ancak bu da yetmedi. Sudan sebeplerle – dışarıda yaşananlar gibi – sayısız hapis cezası verildi. 10 yıl da böyle eklediler. Şu haliyle – yoldaki yeni cezaları da saymazsak – 46 yıl içeride tutmayı planlıyorlar.

1992’den beri sürekli yasalar değişiyor, biz siyasi tutsakların hukuki durumunu her defasında daha da ağırlaştırılıyor. Artık hapishane kapıları gelene sonuna kadar açıkken, gidecek olanaysa hepten kilitli…
Siyasiler için hapishane duvarları hukuksuzluk ve adaletsizlik tuğlalarıyla örülü.

Susmuyor ve Kabul etmiyoruz.

Buradaki arkadaşlarımın arasında en uzun süre içeride olan benim. Ancak onlar da aynı sorunları yaşıyorlar. Dışarıya sesimizi duyurmaya çalışıyoruz.

Vatanımızı ve halkımızı uğruna en ağır bedelleri göze alacak kadar çok seviyoruz. Ancak adaletsizlikleri sineye çekmiyoruz, sesimizi duyurmak isyiyoruz.

Özgür, umutlu, aydınlık yarınların horonu tek başına kurulmaz. Birlikte anlamlı ve güzeldir her şey.

Birlikte güçlüdür soluğumuz.
Yazdığım[ız] bu sorunun çözümü için duyarlı olmanızı istiyorum.

Deli Horon tadında sizlere sesleniyorum;

Ses ver ses!

Canli Canli!

Memleketimin güzel insanları, hasretle muhabbetle kucaklıyorum sizleri.

Umutla ve direnişle kalın.

Kandıra 1 No’lu F Tipi Hapishanesi
Sevgi Saymaz