Bir iktidar düşünün;
Kendi iktidarında Rüşvet, Suistimal, Kara para aklama, Uyuşturucu ticareti/kullanımı, Çetelerin cirit atması, Tarikat ve Cemaatler için cennet olması, yandaşların aşırı zenginleşmesi, Tarımın çökertildiği, genel bir Ahlaki Çöküntü, Siyasete olan güvenin dibe vurması vb vb..
Bu kadar kötülüğün yapıldığı bir yerde, insanların ahlaklı/dürüst kalabilmeleri mümkün müydü..?
İnsanlar, kendilerini bu adaletsiz dünyada var edebilmek için ya taraf olup ahlaklarını/insani duruşlarını feda edeceklerdi ya da dik duruşu sergileyerek her türlü kötülüğü göze alacaklardı..
Nitekim öyle de oldu. Taraf olanlar, ciddi bir ahlaki çöküntü yaşayarak, dini duyguları da istismar ederek hatta bu konuda kendilerini de reddederek;
*Sınav sorularını çalarak birinci oldular.
*KPSS’de düşük puan almalarına rağmen işe girebildiler..
*En yetkili ve etkili yerlere terfi ettiler.
*İhaleler aldılar..
Şimdi, buradaki ahlaksızlık şu;
Ahlaklı, dindar, milliyetçi ve muhafazakar olduğunu iddia edenler, kendileri de belki farkında olmayarak öyle değiştiler ki, haberdar oldukları ve bilerek yaptıkları bu işlemlerin, kendilerine ‘hak’ olduğuna ikna oldular..
Şöyle ki, ‘devlet bizim, iktidar bizim, herşey bize hak’.
Diğerleri, ‘hain, dinsiz, düşman ve her türlü kötülüğe layıktır’ şeklinde düşünebiliyorlar..
Son yaşanan Fon yolsuzluğu bile;
‘Sonuna kadar, ucu kime dokunursa’ derken, aslında bu dokunmayacaklarının işaretidir..
SPK başkanı sağlık durumunu göstererek, yardımcısı da emekliye ayrılarak sorumluluktan kaçabileceklerini sanıyorlar.
Hani, bunun siyasi bağlantıları..
Hani, Erdoğan’ın atadığı yetkili etkili şahsiyetler..
Hani, babalarının çocuklarının isimleri..
Taraf/yandaş seçmene sorsanız;
‘yok böyle bir şey, muhalefetin çamur atmasıdır, yaptılarsa da vardır bir kerameti.. ‘ şekilde olacaktır..
İşte, ahlaki, vicdani, insani çürüme burada başlıyor. Yanlışa yanlış, eğriye eğri diyememek.. ‘Bizimkiler öyle şey yapmaz’ kör karanlığında debelenmeleri..
Bu sadece ahlaki, insani çöküntü değil, bir devlet aklının da arkasından kendi cehennemlerine doğru sürüklenmesi olayıdır..
Tüm topluma umutsuzluğu aşılayan, girdaptan çıkışı zorlaştıran ve çürümüşlüğün/kokuşmuşluğun ortaklaştırılmasına, herşeyin sıradanlaşmasına katkı sunması bakımından çok kötü durumdayız..
Ancak umudumuzu herşeye rağmen yitirmeyeceğiz, sol memenin altındaki ‘cevahiri’ karartmayacağız..
Her çöküşün bir çıkışı kesinlikle vardır..
