Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

AV: HAKTAN ÖZKAN “BUNDAN SONRA DÜNYA ESKİSİ GİBİ YÖNETİLEMEYECEK”

HABER:GENÇAĞA KARAFAZLI GÖRÜNTÜ:YARENSU USTABAŞ (ARTVİN) – Hopa Halkevi’nin düzenlediği “Halk

HABER:GENÇAĞA KARAFAZLI

GÖRÜNTÜ:YARENSU USTABAŞ

(ARTVİN) – Hopa Halkevi’nin düzenlediği “Halk Buluşmaları” toplantısında derinleşen ekonomik kriz, artan güvencesizlik ve siyasi baskılar masaya yatırıldı. Konuşmacılar Nebiye Merttürk ve Avukat Haktan Özkan, toplumsal haklar mücadelesinin ve örgütlenmenin önemine dikkat çekti. 

Hopa Halkevi tarafından her ay geleneksel olarak düzenlenen “Halk Buluşmaları” toplantısı, Hopa Belediyesi Kültür Kafe’de gerçekleştirildi.

Bu ayki toplantının ana gündem maddesini; toplumun farklı kesimlerinin giderek artan güvencesizlik, ekonomik kriz ve siyasi hak gasplarıyla karşı karşıya bırakılması oluşturdu. Toplantıya konuşmacı olarak Halkevleri Eski Genel Başkanı ve Örgütlenme Sekreteri Nebiye Merttürk ile Halkevleri Doğu Karadeniz Temsilcisi Avukat Haktan Özkan katıldı.

Konuşmacılar; emeklilerden çocuklara kadar geniş bir kesimin temel yaşam haklarının tehdit altında olduğunu vurguladı. Halkın emeği ve yaşamı üzerinden kazanç sağlayan küçük bir azınlığa karşı toplumsal mücadelenin şart olduğuna değinilen toplantıda; irade gaspları, kayyum atamaları, basına yönelik baskılar ve gazetecilerin tutuklanması gibi uygulamaların toplumsal gerçekliği değiştiremeyeceği ifade edildi. Toplantıda, “Örgütlü halk her sorunu çözer” anlayışıyla örgütlenme çalışmalarının aralıksız sürdürüleceği belirtildi.

“ÖZGÜRLÜKLERİNE VE ADALETE SAHİP ÇIKMAK İSTEYENLERE FAŞİST BASKI YÖNTEMLERİ UYGULANIYOR”

Halkevleri Eski Genel Başkanı ve Örgütlenme Sekreteri Nebiye Merttürk, konuşmasında sermaye ve iktidarın bütünlüklü bir programla halkın haklarına saldırdığına dikkat çekerek şunları söyledi:

“Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) ’lerde çocukların işçi emeğine kadar genişleyen, yani buna ihtiyaç duyan bir sermayeden ve sermaye-iktidar birliğinden bahsediyoruz. Başka bir yanıyla kadınların ev içi bakım emeğine ücretsiz bir biçimde konmaya çalışan ve buradan kendini beslemeye çalışan; tüm aile politikalarını da sadece gerici politikalar olarak değil, aynı zamanda bir sermaye programı, bir ekonomik program olarak bugün hayata geçirmeye çalışan bir anlayış var. Ya da asgari ücreti –insanca yaşayacak bir ücreti geçelim– açlık sınırının altında ücretlerle insanları sınayan, bir yönüyle ekonomik bir program; sermaye ve iktidar açısından bu birliğin kendisi.

Başka bir yönüyle de buna itiraz etmek isteyen, çeşitli biçimlerde siyasete katılan, kendini ifade eden, gasp edilen haklarına, özgürlüklerine ve adalete sahip çıkmak isteyenlere; kayyum atamalarından tutalım da çeşitli biçimlerde faşist baskı yöntemleri uygulanıyor. Tutuklamalar, gözaltına almalar ve her gün yeni bir operasyon dalgasıyla karşımıza çıkmaları, bu programın aslında politik yönünü gösteriyor bize.

Şimdi bu saldırıyı, sermaye ve iktidar iş birliği içerisinde bütünlüklü bir programın parçası olarak tarif ediyoruz. Peki bu bütünlüklü saldırı programının karşısına biz nasıl çıkabiliyoruz? Ne yazık ki aynı bütünlüklü programlarla çıkamıyoruz. Daha parçalı direnişler, kendi mağdur olduğu yönden doğru sokağa çıkan, çok güçlü itirazlarda bulunan, bazen o hakkını da alabilen ama birbiriyle temas edemeyen, en fazla dayanışma ilişkisi içerisinde kalan parçalı direnişlerden bahsedebiliyoruz. İşte tam da bu noktada toplumsal haklar mücadelesini; saray ve sermaye iş birliği içerisindeki bütünlüklü programın karşısına konulabilecek hem ekonomik hem de politik bir program olarak tarif ediyoruz Halkevleri olarak.”

“BUNDAN SONRA DÜNYA ESKİSİ GİBİ YÖNETİLEMEYECEK”

Halkevleri Doğu Karadeniz Temsilcisi Avukat Haktan Özkan ise küresel ölçekte neoliberal politikaların tıkandığına ve yönetilememe krizine değinerek şu değerlendirmelerde bulundu:

“Şu tespitte ortaklaşıyoruz; hem dünyadaki solla hem Türkiye soluyla hem de dünyadaki egemenlerle… Nerede ortaklaşıyoruz? Şunu söylüyoruz: ‘Bundan sonra dünya eskisi gibi yönetilemeyecek.’ Çünkü özellikle 1980’li yıllardan sonra başta Avrupa olmak üzere akabinde Türkiye’de de yaptıkları tartışma şuydu: ‘Bundan sonra dünyada sınıf mücadeleleri tarihi bitti. Sovyet bloğunun da çöküşüyle birlikte böyle bir tarih bir daha yaşanmayacak. Bu nedenle bundan sonra tarihin sonu geldi ve biz bütün dünyayı neoliberal ekonomik modelle yöneteceğiz. Başka bir ekonomik model de mümkün olmayacak’ dediler.

Aradan çok geçmedi; 2008 krizinin göstergelerinden sonra, son 10 yıllık kesitte Dünya Ticaret Örgütü de dahil olmak üzere dünyadaki egemenlerin ve sermayenin şu tespiti yaptığını gördük: ‘Öne sürdüğümüz neoliberal ekonomik model çöktü. Yani böyle yönetemeyecekmişiz.’ Bunu Marksistler, komünistler zaten söylüyorlardı; ‘Bu ekonomik modelle gidemezsiniz, sorun çözemezsiniz, kapasiteniz yetmez’ diye. Şimdi geldiğimiz noktada kapasitelerinin yetmediğini kendileri de itiraf ediyorlar.

Bunu çok basit gündelik hayattan anlıyoruz. Fransa’da okula sabun koyamayan, okuldaki hijyenik koşulları sağlayamayan, okula öğretmen gönderemeyen bir Fransız devletinden bahsediyoruz. Yani merkez kapitalist bir ülkeden… Dünyaya ‘Bizim önerdiğimiz modelle dünyayı yöneteceksiniz’ diyenler, bu modelle kendi ülkelerini yönetemez hale geldiler.” ifadelerini kullandı