Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

ORÇEV’DEN KORGAN YAYLASI İÇİN İLİÇ UYARISI: “DOĞA GERİ DÖNÜŞÜMSÜZ TAHRİBATLA KARŞI KARŞIYA!”

HABER:Coşkun ÖZBUCAK (ORDU)- Ordu Çevre Derneği (ORÇEV), Korgan Yaylası’nda yürütülen

HABER:Coşkun ÖZBUCAK

(ORDU)- Ordu Çevre Derneği (ORÇEV), Korgan Yaylası’nda yürütülen maden sondajı çalışmalarının çevre ve yaşam alanları açısından oluşturabileceği risklere dikkat çekerek çalışmaların durdurulması çağrısında bulundu. Ordu Büyükşehir Belediyesi önünde düzenlenen basın açıklamasında, sondaj çalışmalarının devam etmesi hâlinde gelecekte İliç’te yaşanan maden faciasına benzer bir felaketle karşılaşılabileceği uyarısı yapıldı.

“bilirkişi raporu Mera Kurul kararının olumsuz yanlarını ve yörede yaratacağı onulmaz tahribatı dile getiren raporunu sundu”

Ordu Büyükşehir Belediyesi önünde düzenlenen basın açıklamasına, siyasi parti, sendika ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de destek verdi. ORÇEV adına açıklamayı Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Haluk Türkmen yaptı.

Türkmen “Bilindiği gibi Korgan ilçemiz Turnalık Çobantepe ile Aybastı ilçemiz Perşembe yaylalarında aslen Rizeli Kuzey Kıbrıs vatandaşı Emrullah Turanlı’ya ait Taşyapı İnşaat Anonim Şirketi tarafından Ordu Valiliği Mera Kurul kararı ile 2004 yılı Temmuz ayında Altın Madeni İşletmeciliği için arama ve rezerv tespiti amaçlı sondaj çalışmalarına izin verilmiştir. Oysa Ordu Valiliği 3 ay önce Nisan 2024’te aynı mera kurulunca oy birliği ile sondaja izin vermemişti. Ancak süreç içinde Mapek yani Maden Petrol Arama Genel Müdürlüğü’nün baskısı sonucu önceki red gerekçelerini yok sayarak ama bu kez oy çokluğu ile önceki kararını değiştirip sondajın önünü açan mera kurul kararını vermiştir. Mera kurul kararına karşı Ordu Çevre Derneği ve yöreden duyarlı bir avuç yurttaş ile dava açmıştır. Dava açmadan önce de Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden 4 kişilik akademisyenlerden oluşan bilirkişileriyle izin verilmeden önce sondaj çalışmalarına yasal dişi biçimde başlanan alanda inceleme yapılarak alınan bilirkişi raporunu da açtığımız davanın temel kanıtı olarak mahkemeye sunmuştuk.

Ordu İdare Mahkemesi keşif yapmaksızın sunduğumuz kanıtların yeterli olduğu kanısı ile önce yürütmeyi durdurma kararı sonrasında da sondaja izin veren Ordu Valiliği Mera Kurul kararının iptaline karar vermiştir. Ancak Ordu Valiliği İdare Mahkemesi’nin iptal kararını İstinaf Mahkemesi’ne taşıdı. İstinaf Mahkemesi davaya konu alanda keşif yapılarak alınacak bilirkişi raporundan sonra karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozdu. Ordu İdare Mahkemesi bozma sonrası için keşif kararı aldı ve 9 kişilik herbiri dallarında uzman akademisyenlerden oluşan bilirkişi heyetiyle ruhsat alanında keşif yapıldı. Keşif sonrası verilen bilirkişi raporu iddialarımızı destekler nitelikte gerekçelerle Mera Kurul kararının olumsuz yanlarını ve yörede yaratacağı onulmaz tahribatı dile getiren raporunu sunmuştur.

Bu aşamada davacı yan olarak beklentimiz mahkemece yürütmeyi durdurma kararı verilmesiydi. Yürütmeyi durdurma kararı verilmediği süreçte sondaj alanlarına ulaşmak için açılan yollar, usulüne uygun yapılmayan sondaj çalışmaları nedeniyle mera ve orman alanları bütünlüğünün bozulması, ekosistemin onulmaz biçimde tahribatının yanında sondaj atıkları ve sularının yasal düzenlemeleri yok sayarak su kaynaklarına ve dereciklere deşarj etmeleri sonucu biri hamile olmak üzere 3 adet büyükbaş hayvan ölümüne neden olunmuş ve bütün bu olumsuzluklar dile getirilmiş ve suç duyurularında bulunulmuş olmasına rağmen asıl görevi kontrol etmek olan çevre şehircilik ve iklim değişikliği il müdürlüğü uyarı ve taleplere duyarsız kalarak mal ve can kaybına neden olunmuştur. Ayrıca suç duyurularının bugüne değin sonuçlanmışlığı da yoktur. Bu gelişmeler yaşanırken bilirkişilerden istenen ek rapor dosyası sunulmuş, önceki kök raporlarındaki gerekçeleri daha da genişleterek açıklama yapan bilirkişiler nihai olarak üstün kamu yararının ekosistemin korunmasından yana olduğunu belirterek son noktayı koymuştur.

“Doğamızı sonuna kadar anayasamızın 56. maddesinde bize verilen görev doğrultusunda korumak, kollamak durumundayız ve zorundayız”

Böylesi bir rapor sonrası doğal beklenti hemen yürütmeyi durdurma kararı verilmesidir. 20 günlük beklenti sonrası yürütmeyi durdurma kararı beklerken Ordu İdare Mahkemesi talep olmaksızın bu kez ziraat bilirkişisinden yöredeki büyükbaş küçükbaş hayvanları ile arı yetiştiriciliğinden elde edilecek getirilerin belirlenmesi istekli yeni bir ek rapor daha istemiştir. İstenilen bu ek rapor da dün itibarıyla dosya sunulmuş, ramsal verilere sunularak hayvancılık ve arıcılık faaliyetlerinin sonucu yıllık getiri hesaplaması yapılmış ancak yine satır aralarında da olsa ekosistemin korunması gerekliliği bir kez daha vurgulanmıştır. Duyarlı doğa savunucuları olarak bazı sorulara yanıt aramanın hakkımız olduğu inancı ile bilirkişi kök ve ek raporlarında doğanın ve ekosistemin parçalanması değil koruması gerektiği belirtilmesine rağmen yürütme durdurma kararı neden verilmez?

Kamu yararı tespitinin kısa vadeli parasal getiriye endekslenme dayatmasının, sosyolojik uzun vadeli kazanım hesaplamalarının göz ardı edilmesinin sorgulanması gerekmez mi? Her şey vahşi madencilik yoluyla şirketlerin kasasına girecek para mıdır? Yüzyıllardır yörede yaşayan, yöreyi yaşayanların doğal yollardan ekonomiye uzun vadede katkılarının görmezden gelinmesi nedir, nedendir? Fatsa’da, Erzincan İliç’te yaşananlardan hiç mi ders alınmaz? Yürütme durdurma kararı verilmesi sürecin olağan dışı nedenlerle uzatılması hem yargılama sistemini zorlamakta ve hem de doğanın geri dönüşümsüz tahribatına yol açmakta olduğu neden görmezden gelinmektedir? Karadeniz’in incisi Ordu’nun geleceği doğasını ve ekosistemini korumaktır. Gelecek nesillerimize bırakacağımız önemli ve tek miras ordu’nun doğası ve ekosistemidir. Aynı hassasiyeti yönetenlerden ve karar vericilerden beklemek en doğal hakkımızdır. Doğamızı sonuna kadar anayasamızın 56. maddesinde bize verilen görev doğrultusunda korumak, kollamak durumundayız ve zorundayız” ifadelerine yer verdi