Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Reşit kibar davası ardından ilk tepki: Dosya bize artık demokratik mücadele zeminini gösteriyor

Haber: Yarensu Ustabaş Görüntü:Özlem Emir (ARTVİN) Artvin’in Borçka ve Hopa ilçeleri

Haber: Yarensu Ustabaş

Görüntü:Özlem Emir

(ARTVİN) Artvin’in Borçka ve Hopa ilçeleri arasında bulunan Cankurtaran Geçidi’nde ormanlık alanda Eylül 2024’te EFOR maden şirketinin  ağaç kesimi ve mesire alanı projesine karşı çıkan yurttaşların mücadelesi sırasında öldürülen Reşit Kibar’ın davasının 6. duruşması Artvin Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada tutuklu sanık Muhammet Ustabaşı’nın tutukluluk halinin devamına karar verilirken, Reşit Kibar cinayetinde kullanılan silahın ruhsatlı sahibi olan ve tanık ifadelerine göre azmettirici davranışlar sergileyen Fikret Merttürk’ün ise tutuklama talebi reddedildi. Dava 22 Ocak’a ertelendi.

Duruşmaya, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Halkevleri Genel Başkanı Linda Sevinç Hocaoğulları, çeşitli sendika temsilcileri, yaşam savunucuları, İHD Rize temsilciliği ile Reşit Kibar’ın ailesi ve yakınları katıldı.

“REŞİT İÇİN ADALET DEMEK, EMEK İÇİN ADALET DEMEK, DOĞA İÇİN ADALET DEMEK DEVAM EDECEĞİZ”

Duruşmanın ardından adliye kapısında açıklama yapan Halkevleri Genel Başkanı Linda Sevinç Hocaoğulları şunları söyledi:

Reşit Kibar’ın ailesi, köylüleri, Cankurtaranlılar, Karadenizliler Türkiye’nin dört bir yanından yaşam ve adalet mücadelesini büyütmeye bir kez daha Artvin’e gelenler. Evet, duruşmayı beraber izledik. İki yıldır Artvin’den Cankurtaran’dan yükselen yaşam ve adalet mücadelesini beraber takip ediyoruz. Bu mücadeleyi Türkiye’nin dört bir yanından beraber büyütüyoruz. Neye karşı mücadele ediyoruz? Yaşam hakkını savunmak üzere mücadele ediyoruz. Katliamlara karşı mücadele ediyoruz. Bu katliam düzenine karşı mücadele ediyoruz.

Öyle bir katliam düzeni ki bu; ağaçlarımızı, ormanlarımızı, topraklarımızı, doğamızı, yaşamlarımızı hedef alıyor. Yaşamlarımızı katlediyor. Öyle bir katliam düzeni ki bu; daha dün Reşit’in katledilmesinin üzerinden iki yıl geçmişken, daha dün yine can aldılar, Soma’da can aldılar. Dün Soma’da önce bir iş cinayeti haberi aldık, sonra önce iki canımızı kaybettiğimizin haberini aldık. Bugün yaşamını kaybeden işçi kardeşlerimizin sayısının beşe yükseldiğini öğrendik.

Bizler biliyoruz ki Reşit Kibar’ı katleden bu iktidarla işçileri madenlerde katleden iktidar aynıdır, aynı sömürü düzenidir, aynı yağma düzenidir. Onlar için canlarımızın hiçbir kıymeti yoktur. Onlar için ağaçların, kuşların, doğanın, beslendiğimiz toprağın, tarımın, geleceğimizin, gençlerimizin, emeğimizin hiçbir kıymeti yoktur. Onların tek bir bildiği vardır: Kar etmek, ağaçları keserek kar etmek, toprakları yağmalayarak kar etmek.

“KARADENİZ’İN DÖRT KÖŞESİNDE DİRENENLERE GÜVENİYORUZ”

Bugün Eşref Merttürk’ü dinledik. Dedi ki, bu çok önemli bir proje dedi. Geçtiğimiz duruşmada Yunus’u dinlemiştik, ne kadar önemli bir proje olduğunu söylemişti. Kim için önemli? Soruyoruz, ne için önemli? Soruyoruz. Bizler Cankurtaranlılar, bu ülkenin halkları, biliyoruz ki bu projeler bir avuç sermayedar için, bir avuç zengin için önemli.

Evet, onlar ölürler, ellerinden paraları gittiğinde ölürler. Onlar topraksız kaldığında, onlar emeklerimizi sömürmediklerinde o zaman canları çekilir. Onlar çünkü bizim emeklerimiz alı terimiz üzerinden yükseliyorlar. Ne yapıyorlar? Bu toprakları yağmalıyorlar. Diyorlar ki Cankurtaranlar için iyi iş olacak değil mi? Ne işi olacak? Soma gibi madenler olacak, işler olacak, katliamlar olacak.

Topraklarından kopardıklarını, çaylarını kuruttuklarını, fındıklarını böceklerin yediği, ekolojik dengenin bozulup da madenlere mahkum ettiklerini bir kez daha katledecekler. Önce ağaçlarımızı katledecekler. Ağaçlarımızı katletmeye direndiğimizde bizi katledeceklerini söylüyorlar. Sonra emeğimizi yağmalamak istiyorlar, sonra orada da bizi bir katliam düzenine mahkum etmek istiyorlar.

Çok güçlüler zannediyorlar. Demiş, yemek masalarında demiş, AKP vekilleriyle para iktidarının temsilcilerine sırtını dayayarak çok güçlüyüm demek çok kolay. Çok güçlü olduğunu zannedenleri gördük. Halkın tek bir sözü karşısında Reşit’in ben bu ağacı kestirmeyeceğim diyen iradesi karşısında nasıl güçsüz olduklarını gördük. Evet biz Cankurtaranız, evet biz halkız, evet biz Türkiye halklarıyız. Cankurtaran’da da Türkiye’nin herhangi bir köşesinde de bir ağacımızın daha kesilmesine, bir canımızın daha katledilmesine madenlerde, iş cinayetlerinde canlarımızın katledilmesine izin vermeyeceğiz.

Biz biliyoruz ki güçlü olan biziz. Güçlü olan bizim eşitlik, özgürlük, adalet mücadelemiz. Biz biliyoruz ki örgütlü bir halkı hiçbir kuvvet yenemez. Örgütlü halkın çözemeyeceği bir sorun yoktur. Biz güveniyoruz. Reşit’e güveniyoruz. Cankurtaranlılara güveniyoruz. Artvinlilere güveniyoruz. Murgululara güveniyoruz. Şavşatlılara güveniyoruz. Karadeniz’in dört köşesinde direnenlere güveniyoruz. Sarayın iktidarı karşısında, o muktedir karşısında, eli silahlı tetikçileri karşısında, güvenlik güçleri karşısında, yargısı karşısında geleceğini savunanlara güveniyoruz. Ve burada her bir araya geldiğimizde ne kadar haklı olduğumuzu görüyoruz. Birbirimize güveneceğiz. Birbirimize güvenmeye devam edeceğiz. Daha çok örgütleneceğiz.

En korktukları şeyi yapacağız. Bakmayın bu kadar baskıya, bu kadar baskı onların güçlü olduğunu değil, güçsüz olduklarını gösteriyor. Bu baskı bizim yan yana gelmemizden korktuklarını gösteriyor. Ama bizler biliyoruz ki yan yana geldiğimizde çözemeyeceğimiz bir sorun yok. Bu mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz. Türkiye’nin dört bir yanında Reşit için adalet demek, emek için adalet demek, doğa için adalet demek devam edeceğiz.” İfadelerini kullandı

“ADLİYE KORİDORLARINDA, MAHKEME SALONLARINDA HUKUKSAL MÜCADELEYİ SONUNA KADAR VERECEĞİZ”

Davanın avukatlarından, Halkevi Doğu Karadeniz bölge temsilcisi Avukat Haktan Özkan ise adliye kapısında yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

“6, inci duruşmayı icra ettik. 6, inci duruşma itibariyle dosyada bizce yine sanık olması gereken Eşref Merttürk sanık sıfatıyla dinlenmiş oldu. Bir önceki duruşma şirketin sahibi Yunus Merttürk dinlenmişti ve biz bu iki sözde tanığın ama özde sanık olan şahısların beyanlarından, ifadelerinden tekrar anladık ki tek sanık Muhammed Ustabaş ve Fikret Merttürk değilmiş.

Şahıslar, dördü de, ikisi ayrı yerde, ikisi olay yerinde, her ne hikmetse tam da olay saatinde buluşarak hatta birbirlerine tesadüf ederek, koskoca Borçka’da, Artvin’de birbirlerine tesadüf ederek bir araya gelmişler ve savunmalarına göre yine Muhammed Ustabaş tesadüf eseri o silahı sahte mi etse kayıtları, onu mu iddia ediyorsunuz? Fikret Merttürk bugün buradan tutuklama kararı olmadan bu duruşmadan ayrılmış oldu.

Şimdi soruyoruz: Ne zaman yapacaksınız? Bu taleplerimiz ne zaman yerine getirilecek? Dosya size daha ne kadar bağıracak? Daha hangi delili istiyorsunuz? Video kaydı getiriyoruz defalarca izlettik. İki duruşma, üç duruşma video kayıtlarını izlettik. Yargı düzeni burada neredeyse 30 yılla, 40 yılla, 50 yılla yargılanan Muhammed Ustabaş’ın yanında Fikret Merttürk’ü bugün yine serbest bırakmış oldu.

Dolayısıyla biz şunu ifade edelim buradan: Artık dosya belli bir aşamaya geldi. Buradan sonrası sadece hukuksal mücadele değil, buradan sonrası aynı zamanda demokratik mücadele zeminidir. Buradan sonrası artık bu meselenin kamuoyunda bütün çıplaklığıyla, basınla, kamuoyunda bütün çıplaklığıyla tartışılmadan çözülmeyecek bir aşamaya gelmiştir.

“DOSYA BİZE ARTIK DEMOKRATİK MÜCADELE ZEMİNİNİ GÖSTERİYOR”

Elbette ki adliye koridorlarında, mahkeme salonlarında hukuksal mücadeleyi sonuna kadar vereceğiz. Fakat Türkiye’deki tüm yaşam savunucularını aynı zamanda bu dosyayı sokak sokak tartıştırmaya, kanal kanal tartıştırmaya davet ediyoruz. Bu nedenle bugün burada ilgi gösterip gelen tüm yurttaşlarımıza tekrardan teşekkür ediyoruz. Basına, basın emekçilerine teşekkür ediyoruz ve bir sonraki duruşma 22 Ocak’ta burada bundan da daha güçlü birlikte buluşabilmenin sözünü hep birlikte burada birbirimize vermek istiyoruz” dedi

Açıklamalar sırasında kalabalık sık sık “Şehitler ölümsüzdür!” ve “Reşit için adalet, herkes için adalet!” sloganları attı.

DAVA ÖNCESİ NELER OLDU:

Artvin’in Cankurtaran mevkiinde, 3 Eylül 2024’te EFOR maden şirketinin ağaç kesimini engellemeye çalışan doğa savunucusu Reşit Kibar, silahlı saldırıda hayatını kaybetti.

Tetiği çeken Muhammet Ustabaş tutuklanırken, Reşit Kibar cinayetinde kullanılan silahın ruhsatlı sahibi olan ve tanık ifadelerine göre azmettirici davranışlar sergileyen Fikret Merttürk, müşteki ve tanık ifadeleri dahi tamamlanmadan adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Soruşturmada kısıtlılık kararı: Olayın kamuoyunda geniş yankı uyandırması, kamu otoritelerinin ihmali ile şirketin bürokrasiyle kurduğu ilişkilerin açığa çıkması üzerine, 5 Eylül tarihinde yetkili Borçka Savcılığı’nın talebiyle dosyada kısıtlılık kararı alındı.

İddianamenin düzenlenmesi: 6 Ocak 2025 tarihinde düzenlenen iddianamede sanık Muhammet Ustabaş, Reşit Kibar’ı öldürmek ve diğer beş köylüyü öldürmeye teşebbüs etmekle suçlandı. Sanık Fikret Merttürk ise Reşit Kibar’ı öldürmeye yardım etmek ve diğer beş köylüyü öldürmeye yardım etmeye teşebbüs etmekle suçlandı. Artvin Ağır Ceza Mahkemesi’nde 24 Ocak’ta tensip yapıldı.

Kovuşturma aşaması: Davanın ilk duruşması 18 Nisan 2025 tarihinde görüldü. Türkiye’nin dört bir yanından gelen yaşam savunucuları, duruşmayı takip etmek üzere Artvin’de buluştu. Tüm yaşam savunucularının tarafı olduğu davanın görüleceği salonun küçük olması ve duruşmaya yalnızca yarım gün ayrılmasına müşteki avukatları itiraz etti. Bu durumun basit bir fiziksel kapasite ya da zaman planlaması sorunu olmadığı, yargının bu davaya yaklaşımının bir sonucu olduğu belirtildi. Avukatların, yargılama için uygun koşulların sağlanacağı bir tarihe erteleme talebi kabul edilerek duruşma 30 Mayıs 2025 tarihine ertelendi.

Davanın ikinci duruşması: 30 Mayıs’ta adliye konferans salonunda görülen ikinci duruşmada sanıklar, müştekiler ve tanıklar dinlendi. Mahkeme başkanı, henüz duruşmanın başında sarf ettiği “bitki türleriyle ilgilenmeyeceğim” ifadesiyle davaya yaklaşımını ortaya koydu. Duruşmada, mahkemenin dosya kapsamında sanıkların kastını ortaya koyan en önemli delillerden biri olan video kaydını henüz incelemediği, soruşturma aşamasında kimlikleri tespit edilmeyen tanık veya şüphelilerin tespitine yönelik herhangi bir ara karar kurmadığı görüldü.

Mahkeme heyeti, duruşmayı izleyen Artvinlilere ve Reşit Kibar’ın ailesine yönelik sürekli müdahalelerde bulundu. Reşit Kibar’ın kardeşi ve yeğeni salon dışına çıkarıldı, gözaltına alındı; yeğeni geceyi gözaltında geçirdi.

Türkiye Barolar Birliği, İstanbul Barosu, Artvin Barosu, İzmir Barosu ve Diyarbakır Barosu ile Polen Ekoloji Derneği, Özgürlük için Hukukçular Derneği ve Yeşil Artvin Derneği’nin davaya katılma talepleri reddedildi. Avukatların, azmettirici olduğu sabit olduğunu belirttikleri Fikret Merttürk’ün tutuklanmasına yönelik talebi de reddedildi.

Keşif yapıldı: 28 Ağustos 2025 tarihinde yapılacak keşif öncesinde mahkeme heyeti değişti. Keşif günü köy ablukaya alındı. Köyün girişinde avukatların üstü aranmak istendi, avukatların araçlarıyla keşif alanına gitmeleri engellendi. Davanın müştekisi Ersan Koyuncu’nun keşfe katılma hakkı ihlal edildi.

Davanın üçüncü duruşması: 26 Eylül 2025’te görülen üçüncü duruşmada, cinayet tarihinde jandarma karakol komutanlığı görevini vekâleten sürdüren jandarma personeli ile diğer tanıklar dinlendi. Karakol komutanı, çalışma yapılacak alanda önceden güvenlik önlemi alınmamasının gerekçesini, sanık Fikret Merttürk’ün bu yönde bir talepte bulunmamış olmasıyla açıkladı. “Herhangi bir güvenlik önlemi alıp almamızı isteyip istemediğini sorduk… Ekip istemediğini söyledi” diyen karakol komutanı, sorular üzerine görevinin “genel asayişi sağlamak” olduğunu ifade etti. Ayrıca güvenlik önlemi almayı planladıklarını, ancak başka bir cinayet olayı nedeniyle bu önlemleri almadıklarını da beyan etti. Avukatların, azmettirici olduğu sabit olduğunu belirttikleri Fikret Merttürk’ün tutuklanması yönündeki talebi bu duruşmada da reddedildi.

Davanın dördüncü duruşması: 30 Ocak 2026’da görülen dördüncü duruşmada müşteki Hülya Koyuncu’nun, Reşit Kibar’ın kardeşi olduğu nüfus kayıtlarıyla doğrulandığından, suçtan zarar görme ihtimaline binaen davaya katılan olarak kabul edilmesine karar verildi. Halkevleri, Çifteköprü Köy Kooperatifi ve İstanbul Barosu’nun katılma talepleri ise suçtan doğrudan zarar görmedikleri değerlendirmesiyle reddedildi.

Sanık Muhammet Ustabaş’ın, kasten öldürme ve kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından; katalog suç vasfı ve kaçma şüphesi gerekçesiyle tutukluluk halinin devamına karar verildi. Sanığın duruşma sırasında rahatsızlanması nedeniyle öğleden sonraki oturumda mazeretli sayılmasına hükmedildi.

Sanık Fikret Merttürk’e ilişkin tutuklama talebi reddedildi. Ancak duruşmaya mazeretsiz katılmadığı gerekçesiyle hakkında zorla getirme emri düzenlendi. Mevcut yurt dışı çıkış yasağına ek olarak, haftada bir gün imza atma şeklinde adli kontrol tedbiri getirildi.

Cankurtaran köylülerinin sanık olarak yargılandığı Borçka Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki 2025/419 Esas sayılı dosya ile bu dosyanın birleştirilmesine muvafakat verildi. Sanıkların olay sonrası görüştüğü Yunus Merttürk ve Eşref Merttürk’ün, fiili kullanıcı tespitlerinin yapılmasına ve bu kişilerin tanık olarak dinlenmesine karar verildi. Sanık Muhammet Ustabaş’ın hesap hareketlerinin incelenmesi talebi reddedildi. Dönemin kaymakamı, jandarma personeli ve orman işletme personeli hakkında mahkemece doğrudan suç duyurusunda bulunulması talebi ise “mevcut dava konusuyla doğrudan ilgili olmadığı” değerlendirmesiyle reddedildi.

Davanın beşinci duruşması: 13 Mayıs 2026’daki duruşmada mahkeme birleşen dosyadaki köylülerin savunmalarını aldı ve Yunus Merttürk’ü tanık olarak dinledi. Heyet, Ustabaş’ın tutukluluğunu sürdürürken Fikret Merttürk hakkındaki tutuklama talebini bir kez daha reddetti. Mahkeme, görüntüler için ek bilirkişi raporu istedi, Eşref Merttürk’ü tanık olarak dinleme kararı aldı ve altıncı duruşmayı 2 Ekim 2026’ya bıraktı.

*Hukuki sürece dair bilgiler, Reşit Kibar Davası Avukatları’nın hazırladığı bilgi notundan derlenmiştir.