Ordu’da ortaya çıkan beton skandalı, yapı güvenliği konusundaki endişeleri yeniden alevlendirdi. MHP ordu milletvekili Naci Şanlıtürk’ün kurucusu olduğu firmanın sağladığı betonun, projede belirtilen dayanımın neredeyse yarısında kaldığı tespit edildi. Altınordu ilçesinde yapımı süren 5 katlı binada kullanılan betonun c30 olması gerekirken yapılan testlerde ortalama c14 seviyesinde çıkması üzerine yapı hakkında yıkım kararı verildi. resmi raporlarla ortaya konan bu büyük fark, hem denetim süreçlerini hem de beton üretim zincirini tartışmaya açtı.
Haber. Gençağa Karafazlı
ORDU – MHP Ordu Milletvekili Naci Şanlıtürk’ün kurucusu olduğu Penta Beton’un beton sağladığı beş katlı konut inşaatı, yapılan testlerde gerekli dayanım değerlerini karşılamayınca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kararıyla yıkıldı.
Ordu’nun Altınordu ilçesi Karapınar Mahallesi’nde yapımı devam eden, zemin katı iş yeri ve üst katları konut olarak projelendirilen zemin artı beş katlı bir binada ortaya çıkan beton skandalı, yapı güvenliği konusundaki endişeleri yeniden gündeme taşıdı. İnşa edilen beş katlı bir konut projesinde kullanılan betonun, mevzuatta öngörülen dayanım kriterlerini karşılamadığı bilirkişi raporlarıyla ortaya çıktı.
beklenen olmadı: beton güçlenmedi, daha da zayıfladı
İddiaya göre yapı denetim kayıtlarına göre , inşaatın temel beton dökümü sırasında beton santralinden sevk edilen hazır betonlardan alınan numunelerin laboratuvar incelemelerinde, C30 dayanım sınıfında olması gereken betonun bazı numunelerinin C20 ve C25 seviyelerinde kaldığı belirlendi. projede kullanılması gereken C30 sınıfı betonun yeterli dayanımı sağlamadığı belirlenirken, inşaat Betonu sağlayan firmanın ise MHP Ordu Milletvekili Naci Şanlıtürk’ün kurucusu olduğu Penta Beton olduğu öğrenildi. Şirketin internet sitesinde Şanlıtürk halen kurucu olarak yer alıyor.
inşaatın temel beton dökümü sırasında beton santralinden sevk edilen hazır betonlardan alınan numunelerin 28 günlük deney sonuçlarında, başlangıçta düşük çıkan numunelerin dayanım kazanması beklenirken tam tersine dayanımlarının daha da düştüğü ve C20 seviyesinin altına gerilediği tespit edildi. Bunun üzerine yapı denetim kuruluşu tarafından binadan alınan 9 adet karot numunesinin tamamında, projede öngörülen C30 beton dayanımının sağlanamadığı ortaya çıktı.
Dikkat çeken gelişme ise, resmi sürecin bizzat betonu satın alan ve yapıyı inşa eden firma tarafından başlatılması oldu. Yapı sahibi firma, ortaya çıkan teknik veriler üzerine durumu gizlemek yerine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne dilekçe ile başvurarak binadan yeniden karot alınmasını ve sonuçların resmi tutanaklarla kayıt altına alınmasını talep etti.
Başvurunun ardından İl Müdürlüğü ekipleri tarafından yaklaşık 55 gün sonra yapıdan yeniden 9 adet karot numunesi alındı. Laboratuvar sonuçları ise iddiaların çok daha ağır boyutta olduğunu ortaya koydu.
Yapılan analizlerde en düşük beton dayanımı C10, en yüksek dayanım ise C19 olarak ölçüldü. Ortalama dayanımın ise yalnızca C14 seviyesinde kaldığı belirlendi. Böylece C30 sınıfında olması gereken betonun, proje değerinin yarısından daha düşük bir dayanım gösterdiği resmi raporlarla tespit edilmiş oldu.
Uzmanlar, taşıyıcı sistemde kullanılan betonun bu seviyelerde çıkmasının yalnızca ekonomik bir kayıp değil, aynı zamanda doğrudan can güvenliğini ilgilendiren ciddi bir kamu güvenliği sorunu olduğuna dikkat çekiyor. Özellikle deprem kuşağında bulunan Türkiye’de, projede öngörülen dayanımın çok altında beton kullanılması halinde yapıların deprem performansının ciddi şekilde olumsuz etkilenebileceği belirtiliyor.
Teknik raporlar doğrultusunda yapı hakkında yıkım kararı verilirken, gözler şimdi söz konusu betonun üretim sürecine çevrildi. Kamuoyunda, C30 olarak sevk edilen betonun neden gerekli dayanımı sağlayamadığı, üretim ve kalite kontrol süreçlerinde herhangi bir ihmal bulunup bulunmadığı ve aynı dönemde aynı santralden çıkan betonların kullanıldığı diğer yapıların da incelenip incelenmeyeceği soruları gündeme geldi.
yıkım kararı: bina ayakta kalamadı
Yaşanan olay, hazır beton sektöründeki kalite kontrol mekanizmalarının etkinliği konusunda yeni tartışmaları beraberinde getirirken, vatandaşlar denetimlerin yalnızca şantiyelerde değil beton üretim tesislerinde de daha sıkı şekilde yapılması gerektiğini savunuyor. Uzmanlar ise bu ölçekteki bir dayanım farkının ayrıntılı şekilde araştırılmasının ve benzer risklerin başka yapılarda bulunup bulunmadığının ortaya çıkarılmasının kamu güvenliği açısından büyük önem taşıdığı görüşünde.
Yaşanan bu gelişmelerin ardından ,bina inşaat halinde yıkım kararı çevre şehircilik il müdürlüğü tarafından verildi ve binanın yıkımı gerçekleşti.
uzmanlardan kritik uyarı: bu bir can güvenliği meselesi
uzmanlara göre taşıyıcı sistemde bu seviyede düşük dayanımlı beton kullanılması doğrudan can güvenliğini tehdit ediyor. özellikle deprem kuşağındaki türkiye’de bu tür yapıların büyük risk taşıdığı ifade ediliyor.
yaşanan skandal, hazır beton sektöründeki denetim mekanizmalarını yeniden tartışmaya açarken, vatandaşlar daha sıkı denetim çağrısında bulunuyor.

