Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

2022 Hrant Dink Ödülü’nün Türkiye’deki sahibi ‘Türkiye İnsan Hakları Vakfı’ oldu

Öldürülen Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink‘in adına düzenlenen ‘Uluslararası Hrant

Öldürülen Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink‘in adına düzenlenen ‘Uluslararası Hrant Dink Ödülleri’ sahiplerini buldu. Ödülün bu seneki sahibi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı oldu.

Uluslararası Hrant Dink Ödül Töreni, her yıl olduğu gibi bu yıl da Hrant Dink’in doğum günü olan 15 Eylül Perşembe günü yapıldı. 14. kez düzenlenen törende Uluslararası 2022 Hrant Dink Ödülü’nün Türkiye’deki sahibi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı oldu.

2022’de insan hakları, adalet ve barış için mücadelenin önemine değinen cesaretlendirici konuşmaların, geceye özel müzik performanslarının ve ödül sahiplerinin konuşmalarının yer aldığı ödül töreni saat 20.00’da başladı.

Çevrimiçi yapılan tören, Hrant Dink Vakfı’nın sosyal medya hesaplarından (YouTube, Facebook, Twitter, Instagram) yayınlandı.

İpek Bilgin’in Türkçe; Tuğrul Tülek’in İngilizce dillerinde sunuculuğunu üstlendikleri ödül töreni; ziyaretçilerin Hrant Dink’in hayatını ve mücadelesini öğrenebilecekleri bir mekân olan 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı’ndan sunuldu.

Tören Ödül Komitesi Başkanı Ahmet insel’in konuşması ile başladı. İnsel,  otoriter güçlerin yükselişe geçtiğine dikkat çektiği konuşmasında “Bu gece,  ülkemizde demokrasi mücadelesinin güçlenmesine, toplumda daha fazla kök salmasına ve tahakkümcü irade ve güçlerin demokratik yöntemlerle etkisiz bırakılmalarına inancımızı sizlerle paylaşmak istiyorum” dedi.

Daha sonra Güney Afrikalı yargıç ve hak savunucusu Albie Sachs bir konuşma yaptı. Nazım Hikmet’in Hapishane Şiirleri ile çok uzun yıllar önce ülkesinde tanıştığını hatırlatan Sachs “Bu ödül törenleri, sadece insan hakları konusunda özel ve kayda değer bir şeyler yapmış kişileri seçmek için değil, en derin karanlıklarda bile ışıl ışıl yanan o küçük alevi canlı tutmak içindir” dedi.

Törende her yıl olduğu gibi bu yıl da daha adil ve eşit bir dünya için  mücadele eden, ezber bozan  risk alan kişi ve gruplar “Işıklar” bölümüyle selamlandı. Bu bölümde Meksika’dan, Brezilya’dan, Rusya’dan, İngiltere’den ve Türkiye’den yıl boyunca hak mücadelesi yürüten kişi ve gruplar anıldı.

Ödül sahibi açıklanmasının ardından şu ifadelere yer verildi:

“1980 askeri darbesinin ardından işkencenin önlenmesi ve işkenceye maruz kalmış kişilerin tedavisi  ve rehabilitasyonu için verilen çabaların bir sonucu olarak 1990 yılında İnsan Hakları Derneği ve 32 İnsan Hakları Savunucusu tarafından kuruldu.

İşkence izlerinin belirlenmesi ve işkence görenlerin tedavisi konusundaki çalışmaları, deneyimi ve bilgi birikimiyle okul haline geldi. İşkence ile mücadele konusunda mevcut mekanizmaların etkinleştirilmesi ve hem yerel hem uluslararası düzeyde yeni mekanizmalar kurulması amacıyla yürüttüğü savunuculuk faaliyetleri ve yayımladığı raporlarla, işkencenin önlenmesine yönelik çalışmalarda, dünyanın önde gelen kuruluşlarından biri oldu.

Bir çok hak örgütüne ve uluslararası kuruluşa ilham verdi. 1999 yılında kabul edilen ve ‘İstanbul Protokolü’ olarak bilinen ‘Birleşmiş Milletler İşkence ve Diğer Zalimane, Gayri İnsani veya Aşağılayıcı Muamele ve Cezanın Etkin Soruşturması ve Belgelenmesi Kılavuzu’nun hazırlanmasına öncülük etti.

Türkiye ve dünyada sağlık  ve hukuk alanında çalışanlara yönelik işkencenin araştırılıp kayıt altına alınması ve soruşturulmasına dönük eğitim programlarının düzenlenmesinde önemli rol oynadı. 2008 yılında Adli Tıp Uzmanları Derneği ve Türk Tabipleri Birliği’nin katkılarıyla işkenceyi tıbbi olarak belgelendiren ‘işkence Atlası’ başlıklı çalışmayı yayınladı.

Ankara, Diyarbakır, İzmir, Cizre ve Van’da kurduğu merkezler aracılığıyla bu güne dek işkenceye ve kötü muameleye maruz kalmış 20 binden fazla kişiye tedavi ve rehabilitasyon hizmeti sundu. İşkence görenlerin ve yakınlarının yaşadıkları travmanın ardından fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan iyileşmelerine katkıda bulundu.

200 yılından beri hakikat, adalet ve onarım ilkeleri çerçevesinde toplumsal travma ile baş etme konusunda çalışmalar yapıyor. Türkiye’de ve dışında bu konuda eğitim programları, paneller ve sempozyumlar düzenliyor. Bir yandan da İstanbul Protokolü’nün düzenli olarak güncellenmesine ön ayak olmaya devam ediyor. Kurulduğu günden bu yana hakkında açılan pek çok soruşturma ve dava karşısında yılmadan çalışarak, bilimsel bilgiye ve evrensel değerlere dayalı bir tanıklık yürüterek, işkencenin ve kötü muamelenin olmadığı bir dünyanın ve toplumsal barışın tesis edilmesine, demokrasinin gelişmesine ve insanlık onurunun paha biçilmez katkılar sunduğu için